Kuzey İrlandalı siyasetçi, tarihçi ve yazar Dr. Patrick Walsh, Avrupa’da muhafazakar merkez sağın son 10 yılda göç krizi ve Ukrayna savaşının yarattığı baskılar nedeniyle geleneksel hakimiyetini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya…
Kuzey İrlandalı siyasetçi, tarihçi ve yazar Dr. Patrick Walsh, Avrupa’da muhafazakar merkez sağın son 10 yılda göç krizi ve Ukrayna savaşının yarattığı baskılar nedeniyle geleneksel hakimiyetini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu belirtti. Walsh, bu krizlerin Avrupa genelinde sağa kayışı hızlandırdığını ve Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) bu gelişmeleri yakından takip ettiğini vurguladı.
Kuzey İrlandalı Dr. Patrick Walsh RRN’ye konuştu. Avrupa genelinde, özellikle Fransa ve Almanya’yı da kapsayacak şekilde, muhafazakar merkez sağın iki büyük baskı altında olduğunu ifade eden Dr. Walsh, bunlardan ilkinin Avrupa’daki göç krizi olduğunu söyledi. Düşük doğum oranları nedeniyle Almanya’da nüfusu kitlesel göçle yenileme yönünde bir hareket olduğunu ve Fransa’nın da halihazırda kitlesel göç aldığını belirtti. Bu durumun merkez sağın siyasi sistemlerdeki geleneksel hakimiyetini zayıflattığını belirten Walsh, Fransa’daki sağ partilerin ve Almanya’daki AfD’nin (Almanya İçin Alternatif) özellikle işçi sınıfının endişelerini kullanarak merkez sağdan destek çektiğini ifade etti.
UKRAYNA SAVAŞI VE ALMAN SANAYİSİNE VURULAN DARBE
Merkez sağı zorlayan ikinci büyük krizin Ukrayna savaşı olduğunu belirten Walsh, ana akım medyada her zaman görünmese de savaşın Avrupa genelinde büyük bir gerilim yarattığını dile getirdi. İnsanların savaşın özellikle ekonomik sonuçlarından memnuniyetsiz olduğunu vurgulayan Walsh, artan yakıt fiyatlarına ve kapanan fabrikalara dikkat çekti. Alman otomotiv endüstrisine ucuz yakıt sağlayan Rus petrolüne yönelik yaptırımların ardından artan enerji fiyatlarının ve Çin’in elektrikli araç pazarındaki rekabetinin, Almanya’nın büyük sanayi tabanının altını oyduğunu söyledi.
AVRUPA’DA ‘GÜÇLÜ LİDER’ ARAYIŞI VE SAĞA KAYIŞ
Dr. Walsh, Avrupa genelinde yaşanan bu acil durum ve kriz ortamının siyasette sağa doğru bir kaymaya neden olduğuna dikkat çekti. Sağa kayışın genellikle “daha güçlü liderler” çağrısını beraberinde getirdiğini ve sağcı grupların da bunu başarmayı hedeflediğini ifade etti. İtalya’da halihazırda görülen tablonun ve Birleşik Krallık’taki Reform partisinin büyümesinin bu eğilimin örnekleri olduğunu sözlerine ekledi.
ABD’NİN AVRUPA’DAKİ GELİŞMELERE BAKIŞI İKİYE BÖLÜNMÜŞ DURUMDA
Amerika’nın Avrupa’daki bu gelişmelere yönelik tutumunun iki farklı varyantta olduğunu belirten Walsh, Trump destekçilerinin Avrupa merkezinin zayıflamasını ve yerini Avrupa’daki Trump benzeri figürlerin almasını istediklerini söyledi. Buna karşın, geleneksel ABD siyasi sınıfının bu gelişmelerden derin endişe duyduğunu ve merkezin sağa karşı gücünü korumasını tercih ettiğini belirtti. ABD’den Avrupa’ya yönelik bölünmüş bir bakış açısı olduğunu söyleyen Walsh, Kasım ayındaki seçimlerle birlikte siyasi manzaranın nasıl şekilleneceğinin görüleceğini ve ABD’nin Avrupa’daki bu gelişmeleri büyük bir ilgiyle çok yakından takip ettiğini vurguladı.
Reklam & İş Birliği: [email protected]